Bir dönem yalnızca eğlence amacıyla geliştirilen dijital oyunlar, teknolojinin gelişmesiyle milyonlarca insanın vakit geçirdiği çevrim içi sosyal platformlara dönüştü. Uzmanlar, kontrolsüz oyun kullanımının gerçek ile sanal dünya arasındaki çizgiyi giderek belirsizleştirdiğini ve bağımlılık riskini artırdığını belirtiyor.
Araştırmalara göre, özellikle sosyal ilişkiler kurmakta zorlanan ve anonim kalmayı tercih eden bireyler, çevrim içi oyunları alternatif bir sosyalleşme alanı olarak görüyor. Ancak uzun süre oyun oynayan kişilerde sosyal kaygı ve yalnızlık düzeyinin daha yüksek olduğu ifade ediliyor.
Uzmanlar, oyun bağımlılığının zamanla iş, eğitim, aile ve sosyal yaşamı olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Kontrolün kaybedilmesi, günlük yaşamda oyuna öncelik verilmesi ve ortaya çıkan olumsuz sonuçlara rağmen oyun süresinin artırılması ise "oyun oynama bozukluğu"nun temel belirtileri arasında gösteriliyor.
Uzmanlar, oyun bağımlılığıyla mücadelede erken farkındalığın büyük önem taşıdığını vurgularken; bireysel terapi, aile terapisi, destek grupları ve bağımlılık tedavisine yönelik klinik uygulamaların iyileşme sürecine önemli katkı sağladığını ifade ediyor.
Uzmanlar, kontrolsüz oyun kullanımının gerçek ile sanal dünya arasındaki çizgiyi giderek belirsizleştirdiğini ve bağımlılık riskini artırdığını belirtiyor.




