Bazı kaynaklarda Azebler Namazgâhı'nın, sefere çıkan Osmanlı donanmasına ait azeplerin bir başka ifadeyle donanma erlerinin namaz kılıp dua ettikleri yer olduğu belirtilmekte.
Gelibolu, boğazın Avrupa yakasında kendi adıyla anılan yarımadanın kuzey kısmındaki tepenin üzerinde kurulmuş bir bölge. 1352'den itibaren Süleyman Paşa komutasındaki akıncılar tarafından Osmanlı Beyliği'nin yerleşim alanı haline gelen ve Balkan seferleri için önemli bir üs görevi taşıyan şehir, Avrupa ile Anadolu arasında önemli bir güzergah noktası olduğu için Marmara'ya geçişi daima kontrol altında tutmuş, bu sebeple “İstanbul’ın kilidi” vasfını taşıyor.

Gelibolu'nun en eski yapılarından biri olan namazgâhın kitabesinde, Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde yer alan en eski namazgâh olduğu yazıyor.
Sefere çıkan erlerin namaz kılması için yaptırılmış olmasının yanında, Azebler Namazgâhı’nın, askere, sefere, hacca gidenlerin uğurlanmasında, kurak aylarda yağmur dualarının yapılmasında da kullanıldığı biliniyor.
Donanma erleri olan azeblerin sefere çıkmadan önce ibadetlerini yaptıkları yer olan Gelibolu Azebler Namazgâhı, Anadolu’daki en görkemli namazgâhlardan biri olarak dikkat çekiyor.
Anadolu ve Rumeli topraklarının kesişim noktası olması itibariyle ilmî, kültürel, ekonomik ve stratejik bir öneme sahip olan Gelibolu da bu anlamda İslamlaşan ve böylece İslam’ın yayılmasına ve korunmasına ev sahipliği yapmış kilit merkezlerden biri olması yönüyle son derece kıymetlidir.




