Yapılan bir değerkendirmeye göre atık yağlar, müsilaj nedeniyle zorlanan Marmara Denizi'nde daha ciddi sıkıntılara da neden olabilir.
Çevre Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Atilla Arıkan, "Çoğumuzun evde standart olarak yaptığı şey atık yağı lavaboya dökmek. Öncelikle evin giderleri tıkanıyor. Bunları açmak için kimyasallar kullanıyoruz, bunlar zaten ekstra çevresel zarar veriyor. Daha sonra kanalizasyonların tıkanmasına sebep oluyor. Kanalizasyonları açmak için bu kez ciddi bir maliyet ve efor sarf etmemiz gerekiyor. Kanalizasyonların sonun arıtma tesisleri varsa oradaki mikro organizmalara zarar verebiliyorlar, oradaki sistemin verimini düşürüyorlar. Arıtma tesisi yoksa zaten doğrudan denize ve nehirlere gidiyor. Bu sefer doğrudan yüzeysel su kaynaklarında etkilere sebep oluyor" dedi.
Marmara Denizi önceki yıllarda müsilaj alarmı vermişti. Yapılan eylem planlarında biyolojik atıklar ve arıtma tesislerinin önemi ön plana çıktı. Türkiye genelinde ortaya çıkan bitkisel yağların büyük bölümü ise evlerden çıkan atık yağlar. Söz konusu yağların lavabolara dökülmesi ise endişe verici döngüyü başlatıyor. Kanalizasyon yoluyla denize karışan bu yağlar sudaki oksijeni bitiriyor, güneş ışınlarının suyun altına inmesini engelliyor. Bu durum uzmanlara göre hem müsilaj ile aynı etkiyi yapıyor hem de çoğalması için zemin hazırlıyor.
Bizler evlerde yağları ayrı toplamak zorundayız ve bunları lavabolara dökmememiz gerekiyor. Bunları evde ayı bir plastik şişenin içinde toplayıp yerel yönetimlerce kurulması gereken atık getirme merkezlerine teslim etmeliyiz" şeklinde konuştu.




